13 yıl önce nasılsak bugün de öyleyiz!

Pazartesi, Temmuz 20th, 2015 @ 9:56AM

Haftanın 3 günü Ankara’da, 4 günü de İzmir’de olduğunu dile getiren AK Parti İzmir Milletvekili Nesrin Ulema, “Aile için zor bir durum. Küçük oğlum Melih’in nasıl büyüdüğünü anlamadım” diyor

Uzun yıllar AK Parti’de farklı kademelerde siyaset yaptı. 12 Haziran 2011 Genel Seçimleri’nde ilk vekillik dönemi başladı. İzmir’in AK Partili kadın vekillerinden Nesrin Ulema, şimdi de ikinci dönem için kolları sıvadı. 13 yıl önce AK Parti’de siyasete başladığında yaşadıklarını Yeni Asır ile paylaşan Ulema, siyasetin kadınlar için hep zor olduğunu söyledi. Ulema, “Siyaset, kadınlar için her zaman zordur. Ama ben kendimi şanslı görüyorum. Çünkü başta eşim olmak üzere ailem hep bana destek oldu. Ben zaten müracaatımı yapmadan önce de hepsine sormuştum. Hayır deselerdi yapmazdım. Aile benim için o kadar önemli” dedi.

-İzmir milletvekili adayları açıklanmadan kamuoyunda pek adınız geçmiyordu. Adaylığınız size de sürpriz oldu mu?
Benim için sürpriz olmadı. Bu sürecin nasıl yürüdüğünü çok iyi biliyorum. Bu biraz da kısmet işidir. İlk vekillik başvurusu yaptığım dönemde de “olsa da olur, olmasa da” diye düşünmüştüm. Planlarımı buna göre belirlemiştim. B planım vardı.

-B planınız teşkilata geri dönmek miydi?
Teşkilata geri dönebilirdim. Başka bir görev olsaydı da, koşa koşa giderdim.

-Sizi hep siyasetçi kimliğinizle tanıdık. Ancak aynı zamanda anne ve eczacısınız. Hepsine nasıl yetişiyorsunuz?
Haftanın 3 günü Ankara, 4 günü İzmir’deyim. Bir yardımcım var. Ben yokken evde çocukların kahvaltısını ve yemeğini hazırlıyor. Aile için zor bir durum. Küçük oğlum Melih’in nasıl büyüdüğünü anlamadım. Şimdi çok uzun yıllar siyaset yapan büyüklerimizle konuşuyoruz. “Çocuklar büyüdüğünde anne babaları suçluyorlar mı?” diye sordum. “Asla o suçlama bitmiyor” dediler. Ben kısmen buna hazırlıklıyım.
Geçen gün büyük oğlum Görkem’e şunu sordum: “Oğlum artık sen büyüdün, bu tempodan memnun musun? Bir dönem daha başlıyor. Yeniden yeni bir tempoya gireceğiz. Benimle ne yapmak isterdin” diye sordum. Döndü bana “Anne kotlarımızı giyip herhangi bir kafede oturup seninle kahve içmek isterdim” dedi. Bu cevap benim içime oturdu. Ramazan’dan sonra ilk işim onun bu isteğini yerine getirmek olacak.

-Meclis’teki yemin töreninde sizi lacivert şık bir takım içerisinde izledik. Kıyafet seçiminde nelere dikkat ediyorsunuz?
Resmi çalışmalarda o toplumun size gösterdiği saygının karşılığında dikkatli giyinmek zorundasınız. Ben çok modayı takip eden birisi değilim. İçinde rahat ettiğim, beğendiğim kıyafetleri alırım.

Favorisi mavi ve tonları

-Çok sevdiğiniz bir renk var mı?
Mavi ve tonları… Yazın biraz daha açık renkler giymeye çalışırım. Meclis’te de koyu renk elbise yönetmeliği var. Ama bunun aşılması gerekir. Yaz günü de koyu renk elbise giyilmiyor. Kadınlar, bence Meclis’e bir cıvıltı katıyor.

-Parti olarak genelde başı kapalı türbanlı kadın vekillerimiz var. Siz hiç başınızı kapatmayı düşündünüz mü?
Ben 13 yıl önce AK Parti’ye girerken böyleydim. Saçlarım yine böyle fönlüydü. 13 yıl sonra da yine aynıyım. Benim kılık kıyafetim ya da fikirlerimde herhangi bir değişiklik olmadı. Ancak ben hep şu duayı ederim: ‘İnşallah Allah benim içime de başımı örtmek ile ilgili bir his versin, ben de başımı örteyim’ derim. Bu benim kişisel tercihimdir. Ama başörtüsü için Meclis’te çok önemli mücadeleler verdik. Şimdi başörtüsü takan milletvekillerimiz var.

“Siyasete başladığımda çarşaf hediye ettiler”

-AK Partili olunca, arkadaş çevrenizden mahale baskısı gördünüz mü?
Tabii ki gördüm. AK Parti’de siyasete başladığımda, ‘yakında sen kapanırsın’ diyerek bana çarşaf hediye etmek isteyen arkadaşlarım oldu. Yıllarca AK Parti’nin siyasi bakışının bu olmadığını anlattım. Bu önyargılar ile mücadele ettim.

“Geriye gitmiyoruz yavaş ilerliyoruz”

-Kadın milletvekili adayı sayısı 7 Haziran’da daha fazla olabilir miydi?
Daha yüksek olması gerekiyordu. Meclis’te bu dönemde daha fazla kadın olabilirdi. Ancak ben bunun bir süreç olduğunu düşünüyorum. En azından gerilemiyoruz. Çok ağır ilerliyoruz, ancak geriye gitmiyoruz.

“İyi siyasetçi aralık kapıdan içeri girer”

-Siyasette kadın olmanın dezavantajları ve avantajları neler?
Toplum içerisinde erkek vekillere gösterilen tepkiler, bizlere gösterilmiyor. Bu çok büyük bir avantaj oluyor. Bazen insanların önyargıları olabiliyor. Kadın kimliğinizle bunun üstesinden gelebiliyorsunuz. Karşı tarafla kadınlar çok daha rahat iletişime geçebiliyor. Kapı aralandığı zaman, eğer iyi bir siyasetçiyseniz o kapıyı açıp içeri girebiliyorsunuz.

DUYGU ERGÜDEN / YENİ ASIR

GÖRSELLERİN ORİJİNAL HALİ İÇİN TIKLAYIN
YENI_ASIR_20150720_1

YENI_ASIR_20150720_7

Sosyal Ağda PaylaşTweet about this on TwitterShare on Facebook

Posted by
Categories: Genel

Comments are closed.